This is default featured post 1 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured post 2 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured post 3 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured post 4 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured post 5 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

5 Haziran 2010 Cumartesi

Kolarov Savaşı


İtalya Serie A da başkentin iki büyük takımından biri olan S.S Lazio, oldukça sancılı bir sezon geçirerek sezonun son iki haftasında ligde kalmayı başarabilmişti. Bu kadar kötü bir sezon geçirmiş olmalarına rağmen, yine de bu yaz transfer gündemini Sırp futbolcusu Alexander Kolarov ile meşgul etmeyi başaracak gibi görünüyor. Özellikle mesafe tanımaksızın attığı şutlar ile öne çıkan Kolarov, yeni Sinisa Mihajloviç olarak anılıyor. Şu anda ülkesinin milli takımı ile dünya kupası finallerine hazırlanan sırp futbolcu, bu sezon şüphesiz Milos Krasic ile birlikte sırp futbolunun en çok konuşulan futbolcusuydu. Sezonu 3 kupayla kapattıktan sonra Real Madrid takımının yolunu tutan Jose Mourinho, göreve gelir gelmez transfer edilmesini istediği futbolcuların birinci sırasında Alexander Kolarov'u gösterdi. Lazio başkanı Claudio Lotito geçtiğimiz günlerde Real Madrid takımının yaptığı 15 milyon € luk teklifi red etti. Tabii bu kararın arkasında, Kolarov'un dünya kupasında göstereceği olası başarılı performansla artabilecek fiyatının yanında, Arap sermayesi tarafından sınırsız bir şekilde desteklenen Manchester City takımının pusuda beklemesi de şüphesiz etkendi. City teknik direktörü Roberto Mancini'nin uzun zamandır Sırp futbolcuyu kadrosunda görmek istediği biliniyor. Real Madrid bu yarışta, her ne kadar, isim büyüklüğü dolayısıyla bir adım önde gibi gözüksede Araplar kesenin ağzını sonuna kadar açabilir.

4 Haziran 2010 Cuma

Mor Menekşelerde Sinisa Mihajloviç dönemi


Floransa temsilcisi Fiorentina, Dünya kupasının ardından İtalya Milli Takımı'nın başına geçeceği açıklanan Cesare Prandelli'nin yerine Sırp antrenör Sinisa Mihajloviç'i getirdi. Futbolculuk kariyerinde sırasıyla Sampdoria, Lazio ve son olarak İnter formalarını giyen, antrenörlük kariyerinde ise İnter takımında Roberto Mancini'nin yardımcılığını yapan, daha sonra ise Bologna ve Catania yı çalıştıran 41 yaşındaki genç teknik adam A.C Fiorentina takımını çalıştırmaktan mutluluk duyacağını ve önümüzdeki sezon şampiyonlar liginde mücadele edecek olmalarının kendisini şimdiden heyecanlandırdığını belirtti.

Simplicio başkent Roma yolcusu


İtalya Serie A da bu sezon şampiyonluğu kılpayı F.C İnter takımına kaptıran A.S Roma takımı, Palermo takımıyla kontratı sona eren Fabio Henrique Simplicio yu transfer etti. Başarılı defansif orta saha oyuncusu, başkent temsilciyle 3 yıllık sözleşme imzalarken, yıllık 1.8 milyon € ücret alacağı açıklandı.

Simone Pepe Bianco-Nero


Juventus teknik direktörlük görevine Luigi Del Neri'yi getirdikten sonra ilk bombasını, Udinese takımından Simone Pepe yi alarak patlattı. Simone Pepe transferi için Udinese kulübüne 12 milyon € + Ekdal ve Immobili kiralik olarak verilecek. Resmi imzanın dünya kupasından sonra atılması bekleniyor.

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Serie A dan kısa kısa


Adriano Roma'da. Başkentin sarı kırmızılı temsilcisi, F.C İnter takımının eski futbolcusu Adriano ile Rio da Janerio da anlaşma sağladı. Adriano, A.S Roma kulübüyle yıllık 3 milyon € net ücret üzerinden 3 yıllık sözleşme imzalayacak. İmzanın önümüzdeki günlerde atılması bekleniyor.
Maicon'a Real Madrid kancası. İtalya Serie A da, yılın olay adamı Jose Mourinho Real Madrid takımıyla sözleşme imzalar imzalamaz transfer harekatına girişti. Hedefteki ilk isim ise, eski öğrencisi brezilyalı Maicon. Real Madrid başarılı oyuncu için 16 milyon € önerdi. F.C İnter takımının istediği para ise tam olarak 40 milyon €. Mevcut öneriyle, F.C İnter'in Maicon u satmaya hiç niyeti yok. Bakalım Real Madrid farklı bir hamle yapacak mı ? Öte yandan adı Real Madrid ile transfer söylentilerine karışan bir başka oyuncu Diego Milito ise F.C İnter taraftarlarının yüreğine su serpti. "3 yıl daha kontratım var, Milano'da mutluyum"
Juventus da hücum bölgesi için 4 isim; Dzeko, Pazzini, Gilardino, Auguero. Teknik direktör sıkıntısını Luigi Del Neri ile anlaşarak çözen Torino temsilcisi, bu sezon takımdan ayrılması kesinleşen David Trezeguet yerine 4 ismi gündemine aldı. Adaylardan özellikle Dzeko için Arap sermayesini arkasına alan Manchester City takımıyla sıkı bir rekabete yaşanması kaçınılmaz gözüküyor.


26 Mayıs 2010 Çarşamba

Süper Lig Hakemi Olmak


Şimdi gözlerinizi kapatın ve 2010-2011 sezonunda bir Süper Lig hakemi olduğunuzu hayal edin.Nerdeyse her hafta size bir maç veriliyor. Trabzon senin İstanbul benim, Antep senin Antalya benim gezip duruyorsunuz. Ligin kaderi sizin dudaklarınızda. Çalacağınız bir düdük şampiyonu belirleyeceği gibi, dip tarafta da bir takımı Bank Asya 1.Lig’e yolcu edebilir. O yüzden iyi geçinsinler sizinle. Küfür edeni yakarsınız. Sevmediğiniz takım maçları verilsin hele bir... Yandı o takım. İzmirli ya da Bursalı değilseniz zaten tuttuğunuz ikinci bir takım vardır. Şu malum üç büyükler var ya!! 3-4 haftada bir ya Şükrü Saraçoğlu’nda ya İnönü’de ya da Ali SamiYen’de bir maça çıkarsanız işiniz kolay. Şöyle maçın kaderini etkileyecek bir iki ince düdük... Nasıl olsa itiraz eden olmaz; etse bile basın olayı büyütmez, bir güne unutulur. Deplasmana seyirci de gelmez nasıl olsa, taa Antep’ten, Konya’dan, seyirci mi gelecek ki? Normal lig maçında da Konya'yı tatil edecek değiller ya. Gelen de çekirdek çitler, 2 golden sonra sesini çıkarmaz. Böylece BÜYÜK takım başkanlarıyla aranızı hoş tutarsınız. Anadolu’ya gittiğinizde de krallar gibi karşılanır, maçın gidişine göre belli etmeden oyunun kuralını uygularsınız. Biraz Bursa’da bu kural işlemez; ama onu da düşürmeyi başaramayacağınız için yapacak birşey yok. Onun dışında gül gibi yaşayıp gidersiniz.
Peki bu hikayeyi başa alalım tekrar. Bu seneki Bank Asya 1.Lig Play-Off’ları sonucu Karşıyaka’nın Süper Lig’de yer aldığı bir 2010-2011 sezonunda görev yapan bir Süper Lig hakemi olduğunuzu hayal edin. Federasyonun hakem tayini yaptığı günler öncesi yaşadığınız stresin haddi hesabı olmaz. Olur da İzmir’e Karşıyaka maçına atanırsanız... Atatürk (ya da Alsancak) Stadı’na çıktığınıza ayaklarınız titremeye başlar. Tribünde hiç olmazsa bir kişi ararsınız bağırmayıp çekirdek çitleyen. Ama burası Konya değildir, bulamazsınız. Verdiğiniz hatalı kararlara ses çıkarmayan ya da iki dakika içinde unutan bir ev sahibi taraftar umarsınız; ama çok beklersiniz. Hiç temas yokken kendini yere atan oyuncu için penaltı verirsiniz ; hakkı yenilmeye tahammülü yoktur bu taraftarın. Bizans’ı kollamaya kalkarsınız; tepki çekersiniz. İşinize gelmez, keyfinizi bozar. “Nasıl bir seyirci bu, tepkisiz kalmıyorlar Denizli'de, Antalya'da böyle olmuyor; keşke orda maç yönetsem" dersiniz. Baktınız olmuyor, her itiraza kart vermeye başlarsınız; ama sadece evsahibine... Bu sefer sırf sizin değil , yakınlarınızın kulakları çınlar. En azından ceza alsınlar dersiniz, daha da ileri gidersiniz. Deplasman topçusu tribüne hareket çeker devam dersiniz. Belki taraftar sahaya birşeyler atar diye... Defans topu elle keser, devam dersiniz. Bakalım ne zaman taraftar çileden çıkacak diye.
Peki deplasmanlar? Daha önce deplasman seyircisi nedir bilmezdiniz. Nereden çıktı bu Karşıyakalılar? “Ben hiçbir yerde bunlardan kurtulamayacak mıyım?” dersiniz; inadına aleyhine kararlar vermeye devam edersiniz. Her deplasmanda gözlemci raporuyla Karşıyaka taraftarı ceza alır; ama nedense hiçbir evsahibi tribün grubunun bir şikayeti yoktur. Bu işten memnun olmayan sadece siz ve arkadaşlarınızdır.
Şimdi de filmi biraz daha geri saralım. 17 Mayıs’a dönelim. Siz Kuddusi Bey olsanız, böyle rahat bir sezon geçirmek varken Karşıyaka’nın Süper Lig’e çıkmasına göz yumar mıydınız? İlk yarıda ceza alanı içindeki faule penaltı çalar mıydınız? Hemen sonrasında Altay’lı Onur’un elle kestiği topa penaltı verir miydiniz ? Devam canım n’olcak!! Peki 20 Mayısta Fırat Bey yerinde olsanız ( ya da yan hakemi) daha ilk 10 dakikada Karşıyaka’ya bir penaltı verip Konya’yı riske atar mıydınız? Gördünüz maç öncesi çekirdek çitleyen Konyalıları. Tam size göre değil mi? Ya o taca çıkan top? Ne taçı yahu!!! Görmedim vallahi. Sahayı yanlış çizmişler; yoksa o top içerdeydi. Her atışta zaman çalan Konya kalecisine kart göstermenize ne gerek var? Yeter ki Karşıyaka çıkmasın. Ama yine de geçen seneki Bünyamin Bey kadar olamadınız. 5 maç ceza aldıramadınız KafKaf’a!!! Yazıklar olsun...

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Gelmez olaydım İspanya'ya


Haftasonu oynanan şampiyonlar ligi finali ve F.C İnter takımının tarihi triple nın yankıları sürerken, sözkonusu maça eski ortaklar, birbirlerinden buruk ayrılanlar benzeri ilginç tesadüfler de damgasını vurdu. Bir zamanlar Real Madrid forması giyip de, şu an F.C İnter formasını ıslatanları daha önceki yazımızda bahsetmiştik. Sadece futbolcular değil, iki takımın başındaki antrenörler de, bir zamanlar beraber çalışan, fakat geçtiğimiz hafta birbirlerine rakip olan eski ortaklar idi.Bu ilginç tesadüfler üzerinde düşünürken, aklıma aynı benzerlikte bir kaderi paylaşan, bu yazımızın asıl konusunu oluşturan iki futbolcu geldi nedense. Üstelik bunlardan bir tanesinin makus talihi de, maçın oynandığı Madrid şehrinde çiziliyordu adeta. 2004 yılında, Michael Owen altyapısından yetişip ingiliz futboluna damga vurduğu Liverpool takımından ayrılıp Real Madrid takımının yolunu tutarken, kariyerine önemli başarılar eklemek istediğini, bu yüzden Real Madrid takımının teklifini kabul ettiğini belirtmişti. Bahsettiği önemli başarının Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu olduğunu tahmin etmek, sanırım çok da zor olmasa gerek. Michael Owen, 2004 yılı temmuz ayında Madrid yolunu tuttu. Liverpool ertesi sene mayıs ayında, hepimizin çok iyi hatırladığı, belkide Şampiyonlar Ligi tarihinin en dramatik final maçlarından bir tanesi sonunda kupaya uzandı.
Zlatan İbrahimoviç geçen yıl F.C İnter takımını bırakıp, rekor transfer ücretiyle F.C Barcelona yolunu tutarken kafasından pek de farklı şeyler geçmiyordu. Son yıllarda avrupa futboluna, özellikle oynadığı göze hoş gelen futbolla, taraflı tarafsız herkesin takdirini alarak damga vuran F.C Barcelona takımına transfer olarak bu amacına sonunda ulaşabilmeyi hesapladı. Geçtiğimiz cumartesi akşamı, F.C İnter tarihi triple başarısına ulaştığında, Zlatan İbrahimoviç geçen yaz verdiği karara çok hayıflanmış olsa gerek.

Kaderin Cilvesi işte.....

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More